TİYATRO GEÇMİŞİ

Yer Aldığı Oyunlar

- Kadınlar Savaşı

- Hülleci
(Kadıköy Halk Eğitim Merkezi)

- Godot'yu Beklerken
(Kadıköy Halk Eğitim Merkezi)

- Ay Işığında Şamata
(Açıkça)

- Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (Açıkça)

- At
(Açıkça)

-Yalancı Aranıyor
(Açıkça)

-Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (Açıkça)

-Midirfillik Oyunu
(Açıkça)

Yönettiği Oyunlar

- Hastalık Hastası (Yapı Kredi Bankası Tiyatrosu)

 

 

 

 

Tiyatro ve İnsan

Tiyatro... Belki de insanoğlunun içinde icra etme isteğini en fazla hissettiği, o büyülü dünyadan tüm insanlara sahip olduğu cevheri, coşkuyu, duygularını buram buram aktarmayı hayal ettiği ve sonunda o seyirci alkışının benliğini sarıp sarmalayarak heyecanın doruklarına taşıdığı yegane sanat dalı olsa gerek.

Düşüncelerim abartılı mı sizce? Hayır. Çünkü insanın varoluşundan, kendini fark ettiği o ilk andan itibaren aynı et ve tırnak gibi birbirinden ayrılmaz iki olgudur insan ve tiyatro.. İlk çağın ritüelleri ile insanın tapınmasını, eğlenmesini, öğrenmesini ve savaşa hazırlanmasını, antik yunan tragedya ve komedyaları ile toplum değerlerini, ahlaki ve insani kuralları, ortaçağ kiliselerinde ki dini oyunlar ile peygamberlerini ve dinsel inançların halk üzerindeki sempatisini arttırmayı sağlamıştır tiyatro sanatı. Ülkelerin, toplumların sanat ve kültür yapılarının, karşılıklı etkileşimin en önemli simgesi, kalabalıkların dili olmuş, söylenilmeyeni söylemiş, bazı dönem sisteme hizmet etmiş, bazı dönem sistemin karşısında durmuş, toplulukları harekete geçirmiştir.

Tüm bu özellikleri ile yönetim erkini elinde bulunduran iktidarların her dönem korkulu rüyası olmuş, bazı dönemlerde oyuncuları ikinci sınıf insan muamelesi görmüş, tiyatro eserleri yazılması ve oynanması yasaklanmış, tiyatro yazarları sürgün edilmiş böylece toplumların vizyonsuz, değer yargılarından uzak, düşünmeyen ve kolay idare edilebilen yığınlar haline getirilmesi amaçlanmış ve özellikle bazı ülkelerde başarılı olmuştur.

Görüldüğü üzere insan dünyası içinde önemli bir yere sahip olan tiyatro sanatının içinde olmak aslında gizil olarak bu nedenlerden dolayı çok büyük bir heyecan duyma vesilesidir. Çünkü tiyatro yapmak veya izlemek insanın farkındalık düzeyini çok yukarılara çektiği gibi, düşünen, sorgulayan, düşüncelerini özgürce ve büyük bir özgüvene sahip olarak ortaya koyan insanların oluşturduğu güçlü toplumların meydana gelmesinde en temel basamak noktasıdır.

Avrupa'da başta İngiltere olmak üzere Lonra, Paris, Berlin, Roma ve bir çok şehirde yüzlerce tiyatronun perde açması, her akşam seyircileri ile o büyülü dünyada bir araya gelmeleri, insanların tiyatro sanatına bu kadar içten sahip çıkmaları, salonları doldurmaları, dünya çapında tiyatro festivallerini takip etmeleri gelişmiş bir toplum olarak ne muazzam bir fark yarattıklarının açık bir göstergesi değil midir?

Bugün imrenerek baktığımız bu toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de bugün duyulsa hayretle karşılanacak olan yerlerde antik yunan oyunlarının oynandığı, insanlarımızın Moliere, Shakespeare, Gogol , Çehov oyunlarından nefis örnek ortaya koyduğu ve toplumumuzun müthiş bir kültürel gelişim hamlesine giriştiğini bilmek ne kadar iftihar ve övünç kaynağı olsa dahi, sonrasında ki popüler kültür anlayışının, özellikle sanatın kalbi diye niteleyeceğimiz mekanların içkili eğlence yerlerine dönüşmesi, tiyatrodan ve sanattan ayrı kalan insanlarımızın maalesef bazı toplumsal değerlerden nasıl uzaklaştığını, düşünce sistemlerinin yavaşladığının en büyük kanıtı olmuştur.

Kültürel ve düşünsel seviyemizi yükseltmek, toplum olarak daha fazla sanata destek vermekten, tiyatroya omuz vermekten geçmektedir. Sadece devlet uhdesinde çok önemli eserlerin sunulduğu tiyatro oyunları ile kısıtlı kalmamak, konservatuarlı oyunculardan kurulu özel tiyatroları, farklı meslek gruplarında çalışanlardan kurulu ve büyük bir heves ile tiyatro yapan, oyuncuları alaylı olsa da profesyonelce iş çıkaran topluma ufak bir faydam olsun düşüncesini yüreklerinde hisseden grupların tiyatro eserleri seyretmek ve bu oluşumları yüreklendirmek gerekmektedir.

İnsan olarak tiyatrodan kopmamak bizleri ayakları yere daha sağlam basan, vizyon sahibi, ne istediğini bilen, değerlerine sahip çıkan ve en önemlisi daha İNSAN yapacaktır.


Metin Sarıkaya / AÇIKÇA Ocak 2010

 
Anasayfa | Tiyatro Açıkça | Eğitimlerimiz | Oyunlarımız | Kadromuz | Foto Galeri | Oyunculuk Eğitimi | Çocuklara Drama Eğitimi | Diksiyon Kursu
Konservatuvara Hazırlık | Tiyatro Eğitimi | Profesyonellere Drama | Kısa Film Çalışmaları | Sertaç Ayvaz | Barış Manço Kültür Merkezi | Tiyatro Atölyesi | Sahne | İletişim
© Açıkça Eğitim Sanat - 2008 // Webmaster // Onur KAPLAN