OYUN
Bir oyun sahneleninceye kadar geçen süreç heyecanlı ve zordur. Yönetmen yeni bir oyunla gelir. Oyun okunur, roller belirlenir. Textin üzerinde dramaturji çalışması yapılır. Ve prova dönemi başlar. Herkes en iyi karakteri yaratmak için uğraşır. Yönetmen en izlenebilir rejiyi oluşturur. Aksesuarlar ve kostümler hazır hale getirilir. Prova dönemi yorucudur ve özen ister. Her geçen gün sahneye çıkmaya bir adım daha yaklaşılır. Oyunun seyirciyle buluşacağı o an sabırsızlıkla beklenir.
Oyun günü geldiğinde dekor kurulur, aksesuarlar yerleştirilir. Işık ve ses kontrolleri yapılır. Sahne oyuncular için hazırlanır. Bu sırada oyuncular da kostümlerini giyer, makyajlarını yaparlar. Bütün bu işlemler yapılırken oyuncu artık kendi olmaktan çıkmaya, yarattığı karaktere bürünmeye başlar. Gerçek dünyanın ağırlığından kurtulup, tiyatronun büyülü dünyasında uçar. Diksiyon ve esneme çalışmalarından sonra artık geri sayım başlamıştır. Perdenin arkasında beklenir. Salonu dolduran seyircilerin sesleri dinlenir. 10 dakika, 5 dakika ve en nihayetinde oyunumuz başlıyor anonsu verilir.
Ve perde…
Oyuncu arkadaşın repliği söyler ve işte artık sahneye çıkma zamanı gelmiştir. İlk anda hep eller titrer, her seferinde ilk kez sahneye çıkıyormuşcasına. Adımını atarsın ve artık sahnedesindir. Işıklar her şeyi en ince detayına kadar gösterir, o yüzden çok dikkatli olmalısındır. Gerçek yaşamda hatasız kul olmaz deriz, ama oyuncu hatasız olmalıdır. Doğru replikler, doğru jest ve mimikler, düzgün diksiyon. Eğer bütün bu öğelere uygun oynanırsa oyun, işte o zaman gerçek anlamda tiyatro yapmış olursunuz. En son replik söylenir ve seyirciler alkışlar. Selamını verirsin ve işini iyi yapmanın mutluluğuyla sahneden inersin…
ITIR ZEREN / AÇIKÇA Kasım 2009
|